Rejimi Demokratik Yapan İktidar Değil Muhalefettir

 

AKP’nin belki de en büyük başarısı hatalarını örtme kabiliyetinde. Hatırlarsanız bir zamanlar komşularla sıfır sorun politikası söz konusuydu. Dışişleri Bakanı (bugün Başbakan) devrimci bir keşifle sorunların aslında Türk Devleti’nin komşuları ötekileştiren kimliğinde yattığını ortaya çıkarmış ve bu kimliği dönüştürünce bir anda Türkiye’nin İsviçre gibi bir siyasi coğrafyaya taşınacağına gerçekten inanmıştı. Romantiklerin en temel sorunu da budur zaten. İnanmak istediğine inanmak, sanki gerçekmiş gibi. İşin daha kötüsü dışarıdan esen güçlü destek rüzgarlarının da yardımıyla, özellikle Türk aydınlarının önemli bir kısmını da inandırdı. Ona göre sorun, Türk Devleti’nin kimliğindeydi çözüm de bu kimliğin dönüştürülmesinde; sonuç tam bir başarısızlık. Amasız, fakatsız ve tereddütsüz bir başarısızlık nokta ! Bu başarısızlığın fikir mimarı ve müteahhidi siyasi olarak ödüllendirildi.

Yine bir dönem başka bir keşif söz konusuydu. Tüm siyasi kötülükler TSK’dan kaynaklanıyordu. Türkiye iyi işlemeyen bir demokrasiydi; çünkü ordu izin vermiyordu. Darbe tehlikesi içinde Türkiye ekonomik ve siyasi olarak geri gidiyordu. Çözüm darbecilerin temizlenmesi, ne pahasına olursa olsun ve gerekirse hukukun sınırları zorlanarak. Operasyonlar yapıldı, tutuklamalar, basın üzerinden büyük bir kampanya, yargılamalar ve mahkumiyetler. Aydınların önemli bir kısmı da bu konuda ikna edildi. Sonraki gelişmeler tehlikenin başka merkezden kaynaklandığını görünür kılınca, birden yanlış yapıldığına karar verildi. Bu sefer önceki müttefikler öteki olmuştu. Sonuçta yanlış tespit, yanlış çözüm formülleri ve yine tam bir siyasi; ama bu sefer aynı zamanda hukuki fiyasko ! Bu politikanın esas savunucusu Başbakan da bugün Cumhurbaşkanı. Bu kadar, görece kısa zamanda, 180 derece dönüş yapıp dosdoğru durduğunu iddia etmek daha üzücüsü de ikna etmek.

Saymakla bitmez. Diğerlerini başka yazılara saklamak lazım; ama geldiğimiz aşamada AKP’nin aynı durumunu Kürt Politikasında da gözlemlemek mümkün. Aslında PKK diye bir sorun yoktu. Devlet ve devletin milliyetçi kimliği bu sorunu yaratıyordu. Türk Devletinin kimliği ile oynayınca PKK kendiliğinden yok olacaktı. Barış süreci, kardeşlik süreci, demokratikleşme, Türkiyelileşme….. Geldiğimiz aşama yine aynı.

Siyasette yanlış yapılabilir. Tecrübesiz bir siyasi kadro bazı şeyleri okuyarak değil, yaşayarak ve yaşatarak da öğrenebilir, ama siyasi başarısızlığın siyasi cezası olması gerekir. İyi bir demokrasi siyasi başarısızlıkları siyasi olarak cezalandırma yeteneği olan bir siyasal sistemdir. Siyasal başarısızlıkların siyasal sonuçları olmazsa siyasal sistem krize doğru sürüklenir. Siyasal başarısızlıklar, propaganda makinesi işletilerek örtülmeye çalışılır ve giderek baskılar artırılarak muhalefetin ortaya çıkması önlenmeye çalışılırsa demokratik ortamdan süratle uzaklaşılır. Yapılan hatalara bakmak ve ders çıkarmak doğal olanıdır. Maalesef AKP siyasi kadroları bu olgunluktan çok uzak. Ne pahasına olursa olsun iktidar peşindeler ve bunu hala “Yeni Türkiye ideali” diye anlatmaya çalışıyorlar. Belki de lider kadrosu buna gerçekten inanıyor, gerçeklerden bu kadar kopmuş bir aşırı özgüven. Başkanlık her sorunu çözer söylemi. Bu konuda da bir yazı yazabiliriz.

Sorunun kaynağında aslında merkez sağın yok olması yatıyor. AKP Türk siyasetinde giderek kontrolü kaybediyor ve kontrolü kaybettiği gerçeğini kabullenmek yerine baskıları artırarak bu durumu telafi etmeye çalışıyor. Rahmetli Demirel Kasım 1987 seçimlerinden sonra “Rejimi demokratik yapan iktidar değil muhalefettir” demişti. Ne güzel demiş! Gelin de bunu AKP siyasi kadrolarına, liderliğine anlatın. Ne mümkün! AKP çıkışı sağ siyaset üzerindeki hegemonyasını tahkim etmekte görüyor. Lider transferleri, büyüme potansiyeli olan küçük sağ partiler üzerinde artan baskılar. Gerçek bir sağ siyasi alternatif siyasal sistemin içinde gelişemiyor ve bu durumu daha da ağırlaştırıyor. Hata yapanlar kendilerini sorgulama ihtiyacını hissetmiyorlar. Düşünün HDP Kürt milliyetçisi olmayanların bir kısmı için bile bir dönem siyasi umut olmuştu. Siyasi açıdan düşülen alternatifsizliğe bakın.

Rejimi Demokratik Yapan İktidar Değil Muhalefettir” üzerine bir düşünce

  1. Mehmet TAŞPUNAR

    Konya Meram İlçe Başkanı,sayın hocam ağzına beynine sağlık,sabırsızlıkla bekliyoruz bu Partinin toparlanıp
    gerçek kimliğine kavuşmasını,inanın milletimiz büyükbir arayış ve bekleyiş içinde,bu yüce Millet”i daha çok bekletmeyelim lütfen.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>