Halkın İçinden Çıkmak, Halkın Değerlerine Dayanmak

27 Mayıs 1960 Türk demokrasisine indirilmiş çok ağır bir darbedir; siyasi hareketimiz için kapanmamış bir yaradır. Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idamlarının acısını bugün dahi aynı şekilde hissediyoruz.

Ancak 27 Mayıs darbesi bu tarihten sonra da devam ettirilmeye çalışılmıştır. Her nedense bu gerçek açık bir şekilde hiçbir zaman ortaya konmamıştır. Daha darbe sırasında 14’ler olarak bilinen grup, darbenin uzun dönemde de devam ettirilmesi konusunda ısrarcı olmuştur. Bu grubun önde gelenleri daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nin de kurucuları olacaktır.

Adalet Partisi bu koşullarda 11 Şubat 1961’de kurulmuştur. Kuruluşundan sadece yedi ay sonra 15 Ekim 1961’de yapılan seçimlerden, CHP’den sadece 200 bin (%2)oy farkıyla ikinci parti olarak büyük bir başarıyla çıkmıştır.

Darbeciler bu sefer de Silahlı Kuvvetler Birliği adıyla 21 Ekim 1961’de yeni bir darbe bildirisi yayınlamışlar ve seçimlerin milli iradeyi tam olarak yansıtmadığını ileri sürmüşlerdir. 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 başarısız darbe girişimleri bu çabaların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Rahmetli liderimiz Süleyman Demirel Adalet Partisi’ne Türk siyasetine bu çok ağır şartların hâkim olduğu bir dönemde genel başkan olmuş ve hemen bir yıl içinde yapılan seçimlerde de partisini %53 oyla tek başına iktidara taşımıştır. 1965-1971 dönemi Türkiye’nin altın çağıdır. Ekonomi, kalkınma, sanayileşme, büyümede ülkede rekorlar kırılmıştır. Ülkeyi hürriyetçi bir anlayışla yöneten Adalet Partisi, Türk demokrasisini tüm müesseseleriyle yerleştirme gayreti içinde bulunmuştur.

Buna karşılık 14’ler hareketiyle başlayan 21 Ekim protokolüyle devam eden Demokrat Parti ve demokrasi karşıtı anlayış, 1969’dan itibaren yeniden harekete geçmiştir. Adalet Partisi’nin 1969 seçimlerinde aldığı büyük başarıya karşılık 12 Mart 1971 darbesi Adalet Partisi’ni zorla iktidardan uzaklaştırmıştır. Bu yönüyle 12 Mart, 27 Mayıs’ın devamıdır.

Adalet Partisi’nin demokrasi mücadelesi, 27 Mayıs zihniyetinin ortadan kaldırılması mücadelesidir. Halkın içinden çıkmak ve halkın milli ve manevi değerlerine dayanmak, bu mücadelede Adalet Partisi’nin en büyük gücüdür. Adalet Partisi’nin millet iradesinin üstünlüğüne dayanan hürriyetçi demokrasi için yürüttüğü siyasal mücadele, davamızın esasını oluşturmuştur ve oluşturacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>